Av. Ahmet Zeki Okçuoğlu
Türkiye Devleti Neden hiçbir Zaman Kürtlerin de devleti olamaz?..
Her ne kadar Abdullah Öcalan ve Selahattin Demirtaş ve daha başka Kürt asıllı zevat, “Türkiye Kürtlerin de devletidir” deseler de, bu doğru değil.
Birinci sebep; adı üstünde, Türkiye devleti Türklerin devletidir.
Mevcut şartlar altında Kürtlerin, ‘benim devletim’ demeleri ile Türkiye onların da devleti olmaz; Türkleşmeyi kabul etmiş olurlar sadece. Başka bir ifade ile TC’nin Kürtleri Türkleştirme siyaseti yeni bir veçhe kazanmış olur…
Eskiden TC’nin zorla türkleştirdikleri Kürtler, bunu gönüllü olarak kabul etmiş olurlar.
Türkiye Kürtlerin de devleti sözü tuzak. Türkler eskiden bunu kendileri söylüyorlardı; şimdi, satın aldıkları Kürt liderlerine söyletiyorlar.
TC devleti aklınca, Kürtlerin tepesine tayin ettiği sahte liderler vasıtası ile tarihin seyrini değiştirerek, mevcut Kürdistan siyasetini sürdürmeyi planlıyor.
O halde doğru olan nedir?..
Doğru olan Kürtlerin, kendilerine ait olmayan (ve hiçbir zaman olmayacak olan) bir başkalarına ait millet-devleti sahiplenmeleri değil, milli ve coğrafi birliklerini kurarak, kendi millet-devletlerini inşa etmeleridir.
Olması gereken ve eninde sonunda olacak olan da budur zaten…
Kürtlerin millet-devletlerini kurmaları ile sadece milletler arası hukukun bir gereği yerine getirilmiş olmayacak…
Kürtlerin millet-devletlerini kurmaları aynı zamanda, onların inkarı ve ülkeleri Kürdistan’nın gasp edilmesi yüzünden yaptıkları isyanlar ve bunların bölgede sebep olduğu istikrarsızlıklar da son bulacak…
Gelinen noktada, Kürdistan Devleti kurulmadan, Orta Doğu’da ne huzur, ne de istikrar tesis edilebilir.
Kürdistan davası aynı zamanda, milletler arası sistemin yeniden tesis edilmesinin karşısında başta gelen engellerden biri olarak durmaktadır. Bu yüzden de dünyaya nizam veren büyük güçler istisnasız olarak bu davanın bir an önce çözülmesi gerektiği hususunda ittifak halindedirler.
Bağımsız-Birleşik Kürdistan’nın kurulmasından söz ederken, milletler arası jeopolitik hesaplar neticesinde bu meselenin, Kürtler ve Türklerin (temel bir takım prensiplere uygun olarak) ortak bir çatı altında birleştirilmeleri ihtimalini de göz önünde bulundurmak gerekiyor.
Bu temelde kurulacak olan devlete Kürtlerin, ‘benim de devletim’ demeleri için, iki şarta riayet edilmesi gerekiyor…
Birincisi, Türklerin milli sınırlarına çekilmeyi kabul etmeleri…
İkincisi, Türklerin, Kürdistan’nın dört parçasının birleştirilmesini ve bir bütün olarak kurulacak Kürdistan Devlet ile konfederal bir çatı altında birleşmeyi kabul ve kurulacak konfederal devletin, iki milletten birini temsil etmeyen (nötür) bir isimle adlandırılmasını kabul etmeleri…
Biliyorum bu yazımı okuyanların bir çoğu, bu sözlerimin (Türklerin ve TC devletinin şu anda takip ettikleri Kürdistan siyasetine bakarak) ütopya olduğunu söyleyecek ve gülüp geçeceklerdir.
Son otuz sene içinde Kürtler ile alakalı daha önce sözü edildiğinde hepimizin, “Hadi canım sen de!..” diyerek, gülüp geçtiğimiz o kadar çok şey gerçekleşti ki…
Bölgede yaşanan gelişmeler neticesinde, Kürdistan’ı aralarında taksim eden devletlerin karşı karşıya kaldıkları ağır problemler göz önünde bulundurulduğunda, yukarıda sözünü ettiğim gelişmelerin hayata geçirilmesi için çok fazla bir zamana ihtiyaç kalmadığı kanaatindeyim.